Belki hiçbir roman sefillerin toplumların gidişatı üzerine bıraktığı etkiyi bırakamamıştır denilebilir. Üstelik Sefiller halklar üzerinde bu etkiyi gösterirken de roman sanatını yeniden biçimlendirmiştir. 1861 de yazılan Sefiller romanı ile Victor Hugo Avrupa’ya hatta dünyaya bir romanın nasıl yazılacağını göstermiştir. Sefiller bir başyapıttır. Dünyanın önemli birkaç kitabından biridir. İlk Paris baskısı bir gün içinde tükenmiş, kısa bir süre içinde de tüm Avrupa da dikkatleri üzerine çekmiştir.
Kitabın basılır basılmaz bu denli ilgi görmesinin nedeni halkın yaşantısına ayna olmasıdır. İnsanlar acılarını, kaygılarını tasa ve sevinçlerini, haykırışlarını, özgürlüklerini ve güçlerini bu kitapta bulmuştur. Günümüzde ise koca yeryüzünde sefilleri okumayan insan yoktur demek en doğru söylem olur. Zira kitabı okumayanlar ya hakkında çevrilen ona yakın filmden birisini izlemiştir veya bir okuyandan kitabın hikâyesini dinlemiştir veya hiç değilse bir yerlerden özetini okumuştur.
Roman geçmişin görkemi ile geleceğin öngörüsünü birleştirir.
Fransa’nın ve özellikle olayların geçtiği Paris’in yer altı ve yerüstü dünyasının bütün ihtişamını gözler önüne serer. Olay kahramanı Jean Valjean yoksulların, ezilenlerin, yetimlerin, işçilerin, sessiz kalabalığın ve bütün halkın sesidir.
Sefiller Edebiyatın romantizmini okşayan yanı ile de ilklerin içinde yer alır.
Tutkunun, aşkın, coşkunun ve dayanışmanın en güzel haykırışı bu kurgunun içindedir. Çocuğuna bakmak için sağlıklı dişlerini satan bir annenin inanılmaz hikâyesi toplumu ayağa kaldırmıştır. Sefiller kimilerine göre öyküsü ile heyecan veren bir roman, kimilerine göre tutkulu bir aşk serüveni, kimilerine göre Fransız devrimini anlatan tarihsel bir belge niteliğindedir. Kim ne düşünürse düşünsün Sefiller her haliyle doyurucu ve müthiş kurgusuyla farklı olayları ustaca birbirine bağlayan toplumsal bir romandır. Piyasada birçok Sefiller baskısı mevcuttur. Ama orijinali eksiksiz metniyle 2200 sayfadır.
Victor Hugo yaşadığı dönemin Fransa’sına ince bir ayar vermek için yazmıştır Sefilleri.
Olay kahramanı üzerinden ta o yıllarda ölüm cezasının yanlışlığını topluma anlatmak ister. Küçük Cosette çocuk işçileri eleştirmek için ortaya çıkarılmış bir karakterdir. İçi kin ve nefret dolu, sevgisiz büyümüş, bütün amacı insanlara eziyet etmek ceza vermek olan polis şefi Javert’in bile değişeceğini göstermiş; En kötü insanın bile içinde iyilikten yana küçükte olsa kırpıntılar olduğunu göstererek sevginin ve sabrın büyüklüğünü gözler önüne sermiştir.
Sefiller hiçbir iyiliğin asla karşılıksız kalmayacağının açık bir delilidir.
Cosettenin Annesi Fantie ise kadınların yaşayışını, ahlaksızlığa itilişini, sırf gönül eğlendirmek için hovardalık yapan serserilerin bir insan yaşamında nelere sebebiyet vereceğinin hazin hikâyesini gösteren bir karakter olarak tasarlanmıştır. Başıboş insanların, sorumsuz zenginlerin topluma nasıl olumsuz baskı yaptığının da bir görüntüsüdür sefiller. Kitabı okurken olayların içine öylesine dalıyorsunuz ki, bir insan bütün ömrünce ancak bu kadar sefil olabilir demekten insan kendini alamıyor.
Yazar zaman zaman kendi gençliğini de yansıtmış kitabında. Mariüs tipi; gururlu, isyankâr ve devrimci olarak yazarının gençliğinin idealize edilmiş biçimidir. Kitap her yönü ile öylesine zengin ki, Sefiller zengin bir tasvire ve şiirsel bir anlatımı ile insanı farklı bir büyünün içine sokuyor. Ailesinin aç kalmasını önlemek için bir somun ekmek çalan ve karşılığında kaçma teşebbüslerinden dolayı defalarca cezalandırılıp ömür boyu mahkûm olan Jean Valjean’ın isyanı bütün dünyada başkaldırışın simgesi haline gelmiştir. Notre Dame’in Kamburu yazarın ilk kitabı olmasına rağmen ilgi görmemiş, ancak sefillerden sonra yazarın ününden olsa gerek bütün dünyaca tanınmıştır. Sefiller tamı tamına Victor Hugo’nun bütünüdür.
Sevgi ile kalın.