• Ana Sayfa
  • İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Foto Galeri
  • Haber Arşivi
  • İletişim
  • Ziyaretçi Defteri
  • Videolar
Kamuda lojman ve taşıt saltanatı devam ediyor
20 Aralık 2011 / Salı
ÖMER YERLİKAYA

Ülkemiz kamu saltanatında dünya rekoruna sahip. Lojmanlar, sosyal tesisler, kamuya ait taşıtlar, makam araçları ile bu öylesine bir rekor ki dünyanın hiçbir süper gücü bu rekorun yanından bile geçemiyor. Lojmanlar ülkemizde sosyal dayanışmayı yok eden bir uygulamadır. Lojman uygulaması ile memurlar arasında farklı bir sınıf ortaya çıkarılmıştır. Üstelik lojmanı olmayan bazı kurumların yöneticilerine ciddi miktarlarda kira yardımlarında bulunulması adaletsizliği daha da körüklemektedir. Ülkemizde çok özellikli durum ve kurumlar dışında kimseye lojman verilmemelidir. Lojmanlar ülkemizde savurganlığın ve kayırmacılığın göstergesi haline gelmiştir. Üstelik her yıl bakım onarım ve tadilat adı altında çok önemli harcamalar söz konusudur. Bugüne kadar bu konularda bütçe disiplini asla yerine getirilememiştir. Ülkemizin cari açık işlemlerinde eksi yönde seyretmesinin asıl nedenlerinden birisi savurganlıktır. Bu savurganlığın çok önemli bir kısmı kamu harcamalarında yoğunlaşmıştır. Devletin bu hantal yapısı süratle ters düz edilmelidir. Gerek lojman ve gerekse kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesisler deyim yerindeyse ağaya ait bir çiftlik görünümündedir. Kamuya ait yemekhaneler bile ülkemizin pek çok yerinde zarara uğradıklarından devlet tarafından finanse edilmektedir. Üst düzey görevli bu tesislerden azami yarar sağlıyor, bacak uzatarak keyfini çıkarıyor. Üst düzey bir yöneticinin kurumuna veya devlete ait aşevlerine yediği yemekten ötürü para verdiğini gören var mı Allah aşkına?

Devlette kamu anlayışı; ülkesine, vatandaşına hizmet üretmekle eşdeğer boyutta olmalıdır. Büyüklük taslama, aşağısını görmeme, hava atma gibi insanlığın onuruna yakışmayan rezil duygular bir yöneticinin beyninde yer edinmemelidir. Kendini erişilmez gören birisi devlet hizmetinden uzaklaştırılmalıdır. Ülkemiz kamu sektörü, özel sektör tutuculuğu, kaynakları kullanma bilinci ve hizmet anlayışı olgusu baremine ulaşmadıkça asla verimli olamayacaktır. Etin, tohumun, canlı hayvanın ve pek çok ana girdinin yurt dışından ithal edildiği ülkemizde bu alanlarda hizmet yapan kurumların nasıl verimli olduğu düşünülebilir? Günün her saatinde Ankara Kızılay da tabiri caizse emek hırsızlığı yapan korsan ürün satan hırsızlara hiç rastlamadınız mı? Bırakınız rastlamayı hangimiz onlardan bir kitap ya da başka bir şey satın almadık?  Kayıtsız ekonominin hala kol gezdiği ülkemizde bu alanla iştigal eden kurumların verimli olduğunu söylemek ne derece doğru olur?

Günümüz dünyasının kalkınmış ülkeleri artık envanterlerinde ne lojman düşüncesini öne çıkarıyor ve nede devletin sırtında kambur gibi duran makam araçlarını… Bu ülkeler iki unsurda gerektiği anda ve çok özel görevlere vererek sorunu kökten çözerek hal yoluna koymuştur.

2011 yılı Haziran ayı itibariyle, lojman sayısı 2010 yılının aynı dönemine göre artmaya devam etmiştir. Lojman sayısı bakımından sıralamada; Emniyet Genel Müdürlüğü (46.200), Milli Eğitim Bakanlığı (43.785), Milli Savunma Bakanlığı (41.995), Jandarma Genel Komutanlığı (19.693) ve Sağlık Bakanlığı (20.453) ilk 5’i oluşturuyor. Bu arada Cumhurbaşkanlığı’nın 367 lojmanı, Başbakanlığın 639 lojmanı, 1 sosyal tesisi, TBMM’nin 466 lojmanı ve 10 sosyal tesisi bulunuyor.

Üniversitelerde ise, Atatürk Üniversitesi’nin 1.038 lojmanı, 3 sosyal tesisi, ODTÜ’nün 477 lojmanı ve 6 sosyal tesisi, İTÜ’nün 528 lojmanı ve 3 sosyal tesisi, Harran Üniversitesi’nin 228 lojmanı ve 2 sosyal tesisi, Gazi Üniversitesi’nin 88 lojmanı ve 7 sosyal tesisi, Hitit Üniversitesi’nin de sadece 1 lojmanı var. Hacettepe Üniversitesi’nin ise lojmanı yok, bir sosyal tesisi var.

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlardan, SPK (146 lojman, 2 sosyal tesis) ve Rekabet Kurumu’nun (244 lojman) dışında; RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, BDDK, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu ve Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’na ait lojman ve sosyal tesis yok.  Bu itibarla toplam lojman sayısı 240.000 civarındadır. Kamuya ait taşıt sayısı ise tam dudak uçurtacak türdendir. Bu sayı Japonya da on bin, İngiltere de on iki bin, Fransa da dokuz bin ülkemizde ise bu ülkelerin sekiz, on katı kadar. Yani 86.479 taşıt var. Üç yüz milyonluk ABD’de ki taşıt sayısı yirmi dokuz bin olarak düşünülürse dudak uçmaması mümkün müdür? 2011 yılı cari açığımız yaklaşık olarak 75 milyar dolardır. Yukarıda sözü edilen ülkeler ise cari işlemlerinde nereden bakarsanız yüz milyar doların üzerinde gelir fazlalığı elde ediyor. Örneğin 2011 yılı için Japonların cari işlemlerden gelir fazlası 175 milyar dolar. Biz bu kadar açıkla bu kadar çok sayıda taşıta sahip olmanın sıcak düşünü hala sürdürüyoruz. Bu bir savurganlık değil midir? Tabii ki pek çok kurumun taşıt kiralaması da bu rakamlara ilave edilirse sayı giderek daha da büyüyor. Efendim ülkemizin şartları bunu gerektiriyor düşüncesine çok insanın katıldığını sanmıyorum.

Sonuç olarak bütün bu konular ülkemizin sorunudur. Oysa mecliste vekillerimiz yıllarca neyi tartışıyor. Efendim cumhurbaşkanının görev süresi beş midir, yedi midir? Ha düşünün ki beş yılda olsa yedi yılda olsa bu ülke Cumhurbaşkansız kalmayacaktır. Vatandaşımızın, çiftçimizin, köylümüzün, esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin sorunları üzerine durulsa daha refah bir ülkeye birlikte adım atmış olacağız. Haa vekillerimiz birde neyi tartışmıyor? Çalışana seksen lira zam vekillere sekiz yüz lirayı… Efendim hayırlı günler diliyorum…                                                                                        Sevgi ile kalın.



Bu Yazı 143 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.