Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler altı ay öncesine göre çok farklı bir konumda. Tabii ki iki ülke el sıkışıp birlikte olmuyorlar ama birbirlerini yeniden incitmemek içinde gereken titizliği gösteriyorlar. Amerika’nın bu konuda iki ülke başbakanına yaptığı özel ricası galiba işe yarıyor. Başkan’ın hiç değilse ilişkilerinizi daha kötü bir duruma sokmayın. Benim durumumu da zora sokarsınız. Sizi burada savunmamı zorlaştırmayınız… Başkanın özel ricası iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmamışsa da eskisi gibi birbirleri hakkında ileri geri demeçler vermesini de engellemiştir.
Netanyahu’nun kabinesine; Ne olursa olsun Türklere cevap vermeyin dediği biliniyor. Her şeye rağmen 2011 yılı içinde İsrail’le ekonomik ilişkilerimizde yüzde otuzları bulan bir artış söz konusudur. Fransa da ki benzer yasanın İsrail parlamentosuna geldiği ancak dışişleri bakanının apar topar tasarının bertaraf edilmesi için girişimlerde bulunduğu biliniyor. Tek sorun İsrail’in Filistin’e karşı davranış biçimindedir. Bu durum bizi çok rahatsız ediyor. Üstelik Türkiye Filistin halkı üzerinde tavan yapmışken bu popülaritesini sürdürmek isteyecektir. Duygusal yaklaşımları devlet geleneği ile bağdaştırmak doğru neticeler vermeyecektir.
Ülkemizde ve dünya basınında Hamas’ın Türkiye ile flört ettiği haberleri gündemi oluşturuyor. Suriye de ki bürosunu Türkiye ye taşıma niyetinde olan Hamas liderlerinden İsmail Haniye ye ülkemizin 300 milyon dolar yardım yapacağı İsrail ve Amerikan basınında dile getiriliyor. Ülkemizde basının önemli bir bölümü Hamas’a karşı sempati duyuyor. Haması bir terör örgütü olmaktan çok Filistin’in haklarını korumak için kurulmuş bir örgüt olarak görüyor. Bakanlar kurulu toplantısının ardından hükümet sözcüsü Bülent Arınç Hamas ile ilgili sorulara cevap verirken iddiaların sadece bir iddia olduğundan söz etti. Hamasa büro açılması ve yardım yapılması gibi bir durumun söz konusu olamayacağından söz etti.
Türkiye Hamas’a ev sahipliği yapmayacaktır.
Ancak Hamas kartını açık bir dille geri çevirmektense özellikle İsrail’e ve batıya karşı Hamas kartını koz olarak kullanma düşüncesine sıcak bakıyor olabilir. İsrail’le ne zaman ilişkilerimiz bozulsa arkasından İsrail’in PKK kartını öne sürdüğünü, bu tehdidi hep kullandığını biliyoruz. Türkiye bu yolu denemekte haklı olabilir ama sonucu bizi çok farklı noktalara taşıyabilir?
Bilindiği gibi Hamas’ı Amerika ve batı terör örgütü grubunda sayıyor. Belki bu günlük olarak Hamas seçimle iş başına gelen yasal bir örgüt hüviyetindedir ama ya işler bozulur Hamas tekrar teröre başlarsa işte o zaman çok zor durumda kalırız. Terör peşinde koşan bir örgüte; onlar Filistin halkının çıkarlarını koruyor savunması, aynı şeyi PKK için düşünenlerin ekmeğine yağ sürer. Başımızı ciddi sıkıntılara sokarız. Ve en kötüsü adımız terör örgütüne destek veren ülkeler listesine girer. Tabii ki Suriye den bir farkımız kalmaz.
Hiç kuşku yok terörün acısını iyi bilen ülkelerden birisiyiz.
İçimizdeki terörü besleyen, büyüten, kaynak aktaran her fırsatta ülkemizin karşısında duran güçler olmuştur. Bizse terörü kalkan gibi kullanan ülkelere lanet yağdırdık, haklılığımızı anlatmaya çalıştık. Terörün rengi, dili, ırkı olmayacağına göre bu tüfek herkesi tepebilir. Günümüzde terör daha çok bir ülkenin önünü kesmek, gücünü azaltmak dünya kamuoyundaki prestijini sarsmak için diğer güçler tarafında bir koz olarak kullanılıyor. Bunun bir adı da soğuk savaşın bir türevidir. Zaman zaman demokrasi havarisi kesilen ülkeler bile kendine rakip olacakları terörle sarsmaya, ilişkilerini bozmaya çalışıyor. Soğuk savaş en az sıcak savaş kadar tehlikesi olan, ülkeyi iç kargaşaya götüren, ekonomisini bitiren, iç dinamiklerini yok eden bir stratejidir. Tarımda kota uygulaması bile bir nevi soğuk savaşın bir ürünüdür. Bunun başını tabii ki terör çekiyor. Dünyanın önde gelen güçleri gerektiğinde ya terörü çıkarları için kullanıyor ya da saldırmak istediğini terör örgütü gibi göstererek meşru sebepler ileri sürebiliyor. Nato’yu kullanarak Libya ya saldırmak bunun bir örneği niteliğindedir. Irakta, Mısırda, Libya da hep aynı şeyler gerçekleştirilmiştir. Bu ülkeler terörist ülke gibi algılanmış müdahale edilerek adeta yağma edilmişlerdir. Yeni düzen ve demokrasi söylemleri bölge halklarına bir şey kazandırmamıştır. Aksine bölge halkı iç kargaşaya sürüklenmiş durumları daha kötüleştirilmiştir. Her gün onlarca insan mezhep çatışmalarından, iç karmaşadan yaşamlarını yitiriyor. Bölge insanının gelecekleri ellerinden alınmıştır. Bölgeyi bu hale sokanlar isabetli olduklarını görmüşler petrole ve doğal gaza leş kargaları gibi saldırmışlardır. Vahşetlerinin büyüklüklerine göre de pastadan pay almışlardır. Önce tarih önünde sonra kendi halkları tarafından bir gün muhakkak yargılanacaklardır.
Garibin ahı nasılsa bir gün aheste aheste çıkacaktır.
Sevgi ile kalın.