Fransa da sağduyu ayağa kalkmış durumda. 71 Vekil 77 senatör yasanın iptali için imza koyup anayasa mahkemesine başvuruda bulundu. Rakamın yüz kırk sekize çıkması ve giderek artış göstermesi başta Sarkozy ve diğerlerini tedirgin etmiştir. Üstelik Sarkozy’nin partisinden milletvekillerinin de var olması bu tedirginliği daha da artırmıştır. Şimdi bütün gözler 12 kişilik anayasa komisyonuna çevrilmiş durumda. Eğer anayasa mahkemesi yasayı iptal ederse, elimiz beklenmedik biçimde güçlenir. Bu durum arayıp ta bulamadığımız bir gerekçe haline gelir. Artık kimse aynı yasayı meclislerinden geçirmeyi akıllarına bile getiremez. Üstelik bazı görüşlere göre Fransız anayasa mahkemesinin Ermenilerle ilgili alınan soy kırım kararını bile bozabileceklerinden söz ediyorlar. Ancak bu iyimser tablonun yanında anayasa mahkemesinin şu çirkin yasayı olduğu gibi kabul etme olasılığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Mahkeme iki hafta içinde kararını verecek tabii ki bekleyip göreceğiz.
Ukrayna da gıda zehirlenmesi geçiren oğlunu aldırmak için makam uçağını bu ülkeye gönderen Sarkozy, basın tarafından acımasızca eleştiriliyor. Sarkozy sıkışınca da 7 bin Euro’yu cebinden ödediği savunmasını yapıyor. Ancak söz konusu uçağın masrafının 40 bin Euro olduğu ve 30 bin küsur Euro’nun devlet bütçesinden karşılandığı iddia ediliyor. Bu tablo insanlara tarih dersi vermeye kalkışan bir liderin ne kadar dürüst olduğunun bir resmi değil midir?
Dünyanın halleri pek karmaşık, umulur ki işler umduğumuz gibi gerçekleşir.
Zira batılıların halleri hal değil. Orta doğuda ve kuzey Afrika ülkelerinde oynadıkları oyun sonucu bölge ölüm tuzağı haline dönüştürüldü. Mısırda Port Said şehrinde oynanan bir futbol karşılaşmasında 74 kişi öldü, yüzlerce insan yaralandı. Stat adeta savaş alanına dönüverdi. Olaylar stadın dışına taştı. Asker ve polis olayların önüne geçip düzen kurmakta zorlanıyor. Ülkede üç gün yas ilan edildi. Bu ülkelere modernlik getireceğiz diye yapılan müdahaleler ülke halklarını birbirine düşman etti. Aynı topraklarda asırlardır yaşamış insanlar mezhep farklılıklarından ve yüzeysiz nedenlerden ötürü birbirlerine düşman gözü ile bakıyorlar. Modern bir Mısır oluşturmak düşüncesi şu an için imkânsız bir şeydir. Bu ülkede; alt yapıyı oluşturmadan, anayasal kurumlar oluşturulmadan, toplum değişime hazırlanmadan adeta kılıç zoru ile bir şeyleri değiştirmeye kalkarsanız biliniz ki, hiçbir şey değişmiyor. Heyhat kargaşa daha da artıyor, iç dengeler bozuluyor, yaşama hakkı elden alınıyor, önemli ölçülerde güvenlik zafiyetleri ortaya çıkıyor. Nasıl ki Irak halkı Saddamı mumla arar oldularsa şimdi sıra Mısır halkında. Onlarda Mübarek’i arayacaklar. Libya halkı içinde aynı şeyler söylenecektir. Demokrasinin ne olduğunu bilmeyen bir insanı demokrat yapamazsınız. Demokrasi yolunda her bir şeyin adım adım aşama aşama gerçekleşmesi gerekirdi.
Öyle bir ülkeyi modernleştirmek için yönetimi devirip iç kargaşa çıkarmayla meselenin çözülemeyeceği bölgede görülmüştür. Yine bu coğrafyada görülmüştür ki, dış güçler maksatlarını aşan eylemler gerçekleştirmiş, mevcut yönetimler yok edildikten sonra da ülkenin zenginlikleri aralarında pay edilmeye çalışılmıştır. Mısırda bir maçta çıkan olaylarda 74 insan ölüyor, binlerce yaralı varsa bunun sorumlusu kimlerdir acaba? Diktatör olduğu iddia edilen Hüsnü Mübarek döneminde böyle bir olay yaşanmış mıydı? Kimse çıkıpta tabii ki Ne Saddamı, ne Mübarek’i ve nede Kaddafi’yi savunacak durumdadır. Ama demokrasi getirilecek, ülkeler modernleştirilecek diye bölge insanını eskisinden daha zor bir kalıba sokmaya kimsenin hakkı olamaz.
Her ülke dış politikasında kendi menfaatlerini korumaya çalışıyor. Bu durum ilk bakışta normal gibi görünse de gerçek niyetin menfaat için diğerlerine zarar vermek politikası olduğu alenen kendini gösteriyor. Uzun bir süredir Şam diktatörü halkına karşı direniyor. Suriye de beş bin insan öldürüldü. Olaylar durulmuyor. Arap Birliği sürekli kararlar alıp Suriye ye bildiriyor. Bu tekliflerin içinde görevini yardımcına devret biz seni koruyalım teklifi bile söz konusu. Beşar Esad bunları iç işlerine müdahale olarak görüyor ve reddediyor. Suriye devriminde aynı yanlışa düşülmemek için dış güçlerin saldırılarının olmaması gerekiyor. Ama bir şekilde de Esad yönetimin devrilmesi icabediyor. Bu nasıl gerçekleştirilebilir? Suriye yönetimine yaptırım uygulayarak sıkıştırmak ve içerideki muhaliflere yardım ederek destek vermek... Bu aşamadan sonra Esad’ın kan gölü üzerine oturup yönetimini sürdürmesi neredeyse imkânsızdır. Direnmesinin tek nedeni Arkasında Rus ve Çin desteğinin varlığıdır. Bu destek sürdükçe Esad yönetimi bir süre daha katliamlarına devam edecektir. Rusya ve Çin, halk ayaklanmasının Suriye de kesilmesinden yana tavır alıyorlar. Amaçları sıçramanın kendi bölgelerinde yaşanmaması içindir. Verdikleri destek karakaş kara göz için değildir. Esad’da bu durumu bildiği için bu iki ülkenin uluslar arası itici gücünü arkasında görmenin avantajlarını kullanıyor. Yani her şey çıkar ilişkileri uğruna kurulu. Ne yazık ki halk en son düşünülüyor. İnsan yaşamı bir kıymet ifade etmiyor… Sevgi ile kalın.